Modern Dünyanın En Büyük Sessizliği
İnsanlık, tarihin belki de en güçlü dönemini yaşıyor.
Hiç bu kadar bilgiye sahip olmadık.
Hiç bu kadar hızlı yolculuk etmedik.
Hiç bu kadar çok üretmedik.
Fakat bütün bunlara rağmen, hiç bu kadar çok insan şu soruyu sormadı:
“Ben neden varım?”
“Bu hayatın anlamı ne?”
“Öldükten sonra ne olacak?”
“Gerçekten sadece doğup, çalışıp, tüketip, yaşlanıp ölmek için mi geldim?”
Bugün milyonlarca insanın içinde tarif edemediği boşluğun sebebi belki de budur.
İnsan, ekmeksiz birkaç gün yaşayabilir.
Susuz bir süre dayanabilir.
Ama anlamsız yaşayamaz.
Çünkü insan sadece yaşayan bir beden değil; anlam arayan bir ruhtur.
Kâinata Bakın…
Hiçbir Şey Başıboş Değil
Bir tohum toprağa düşüyor.
Aylar sonra koca bir ağaca dönüşüyor.
Ağaç sadece meyve vermiyor.
Kuşlara yuva oluyor.
İnsana gölge oluyor.
Toprağı tutuyor.
Havayı temizliyor.
Yağmur döngüsüne katkı sağlıyor.
Kuruduğunda bile yakacak oluyor.
Bir tek ağacın bile onlarca hikmeti var.
Bir arı…
Sadece bal yapmıyor.
Bitkilerin çoğalmasına vesile oluyor.
Ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlıyor.
Bir yağmur damlası…
Bir kar tanesi…
Bir yıldız…
Bir hücre…
Bir atom…
Kâinatta hiçbir şey gelişigüzel görünmüyor.
Her şey belirli ölçüler içinde hareket ediyor.
Kur’an bu düzene şöyle dikkat çeker:
“Biz her şeyi bir ölçü ile yarattık.”
(Kamer, 54/49)
Başka bir ayette ise şöyle buyurulur:
“Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık.”
(Sâd, 38/27)
Yani İslam’a göre varlık âlemi anlamsız bir tesadüfler zinciri değildir; hikmet, ölçü ve gaye üzerine kurulmuş ilahî bir düzendir.
Peki En Değerli Varlık Olan İnsan Amaçsız Olabilir mi?
Düşünün…
Küçücük bir arının bile görevi varsa…
Bir yağmur damlasının bile vazifesi varsa…
Bir yaprağın bile ekosistemde yeri varsa…
Milyarlarca hücreden oluşan, düşünebilen, konuşabilen, sanat üretebilen, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilen insanın hiçbir amacı olmaması düşünülebilir mi?
Kur’an bu soruyu insana yöneltir:
“İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?”
(Kıyâme, 75/36)
Başka bir ayette ise şöyle buyurur:
“Sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
(Mü’minûn, 23/115)
İslam’ın cevabı nettir:
Hayır.
İnsan tesadüf değildir.
Hayatı da tesadüf değildir.
Ölümü de tesadüf değildir.
İnsan Kâinatın En Şerefli Misafiridir
Kur’an, insanın yaratılışını sıradan bir olay olarak anlatmaz.
“Andolsun, biz Âdemoğullarını şerefli kıldık.”
(İsrâ, 17/70)
İnsana akıl verilmiştir.
Vicdan verilmiştir.
Seçme iradesi verilmiştir.
Öğrenme kabiliyeti verilmiştir.
Sevme yeteneği verilmiştir.
Adalet duygusu verilmiştir.
Merhamet verilmiştir.
Yeryüzünü imar etme sorumluluğu verilmiştir.
Bu özellikler, insanı yalnızca güçlü değil; sorumlu da kılar.
Çünkü değer verilen her şey, aynı zamanda emanet edilir.
İslam İnsana Neden Geldiğini Söyler
Belki de insanın en büyük sıkıntısı, hayatını nasıl yaşayacağını bilmemesi değil; niçin yaşayacağını bilmemesidir.
Kur’an bu soruya açık cevap verir:
“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”
(Zâriyât, 51/56)
Buradaki kulluk, sadece belirli ibadetleri yerine getirmek değildir.
Kulluk;
Doğru olmaktır.
Adil olmaktır.
Merhametli olmaktır.
Kul hakkından sakınmaktır.
Anne babaya iyilik etmektir.
Mazlumu korumaktır.
Bilim üretmektir.
İnsanlığa faydalı olmaktır.
Yeryüzünü imar etmektir.
Yani kulluk, hayatın tamamına anlam kazandıran bir yaşam bilincidir.
Modern Dünya “Ne Olacağını” Söylüyor, İslam “Kim Olduğunu”
Modern hayat çoğu zaman insana şunu öğretir:
Başarılı ol.
Daha çok kazan.
Daha görünür ol.
Daha fazla tüket.
Daha çok beğenil.
Fakat çoğu zaman şu soruya cevap vermez:
“Ben kimim?”
İslam ise önce kimliğimizi tanımlar.
Biz tesadüfen oluşmuş değersiz varlıklar değiliz.
Biz, Allah’ın yarattığı, onurlandırdığı ve sorumluluk verdiği kullarız.
Bu bakış açısı, insanın değerini servetine, makamına, görünüşüne veya toplumdaki yerine bağlamaz.
İnsan, yaratıldığı için değerlidir.
Kulluk Bir Zincir Değil, Özgürlüktür
Bazıları “kulluk” kelimesini bir bağımlılık gibi algılar.
Oysa insan zaten mutlaka bir şeye bağlanır.
Paraya…
Şöhrete…
Makama…
Moda akımlarına…
Başkalarının beğenisine…
İslam’ın çağrısı, insanı bunların köleliğinden kurtarıp yalnızca Allah’a yöneltir.
Çünkü geçici olana bağlanan, onunla birlikte yıkılır.
Sonsuz olana bağlanan ise sarsılmaz bir dayanak bulur.
Bu yüzden İslam âlimleri, Allah’a kulluğu insanın en büyük şerefi olarak görmüşlerdir.
Ölüm Bir Son Değil, Yolculuğun Devamıdır
Eğer ölüm her şeyin sonu olsaydı;
Adaletin tam olarak gerçekleşmediği hayatlar…
Haksızlığa uğrayan insanlar…
Yarım kalan iyilikler…
Cevapsız kalan fedakârlıklar…
Anlamsız görünürdü.
İslam ise ölümü, ebedî hayata açılan bir kapı olarak görür.
Bu nedenle dünya hayatı amaç değil; hazırlık yeridir.
İnsan burada ektiğini, ahirette biçecektir.
İnsan Kendini Ne Zaman Bulur?
İnsan;
Sadece para kazandığında değil…
Sadece ünlü olduğunda değil…
Sadece güçlü olduğunda değil…
Neden yaratıldığını anladığında kendini bulur.
Çünkü anlam, insanın en derin ihtiyacıdır.
Amaç, ruhun pusulasıdır.
Aidiyet ise kalbin evidir.
İslam, insana bu üçünü birlikte sunar.
Son Bir Düşünce…
Gökyüzündeki yıldızlar boşuna yaratılmadı.
Toprağa düşen tek bir tohum bile boşuna yeşermiyor.
Yağmur, rüzgâr, deniz, dağlar, kuşlar ve arılar…
Her biri kendilerine verilen görevi sessizce yerine getiriyor.
Kâinatta hiçbir şey başıboş değil.
Hiçbir varlık anlamsız değil.
Hiçbir yaratılış tesadüf değil.
Öyleyse, yaratılmışların en şereflisi olarak nitelendirilen insanın da başıboş, gayesiz ve hikmetsiz olması düşünülebilir mi?
İslam’ın verdiği cevap nettir:
İnsan, bu dünyaya rastgele savrulmuş bir varlık değildir.
O, yaratılışının farkına varsın, Rabbini tanısın, yeryüzünü iyilikle imar etsin, kendisine verilen emaneti hakkıyla taşısın ve sonunda ebedî hayata hazırlansın diye gönderilmiştir.
İşte bu bakış açısı, insana sadece bir inanç sistemi değil; bir kimlik, bir yön, bir değer ölçüsü, bir aidiyet ve her sabah yeniden ayağa kalkmasını sağlayacak güçlü bir hayat amacı kazandırır.
Belki de insanın aradığı huzur, daha fazlasına sahip olmakta değil; neden yaratıldığını bilerek yaşamaktadır. Çünkü yönünü bilen insan, fırtınalar arasında bile kaybolmaz; gayesini bilen insan ise en zor zamanlarda bile umudunu kaybetmez.

Leave a Reply